29 Haziran 2009 Pazartesi

püskürmüş bulutlar

ilki rakı bardağıydı..

diğeri buzdolabı süsü..


3. ne olcak ki..?



şu haftayı atlatmayı çok istiyorum..

ama haftaları atlattıkça atlatmam gereken bir yılın yaklaştığını farkedip sinirleniyorum..

gerginlik de bir kılık gibi çekince çıkıp gitse keşke üstünden..

herşey neden bu kadar gerçek ki..?



26 Haziran 2009 Cuma

insanlar I

mantıklı bir açıklamanız yok..!
sahip olduğum arkadaşların %90ı yenisini bulunca sadece elde durduğum gerçeğini yüzüme vurmuştur. elini 90derece çevirince düşersin.

sahip olduğum içsıkıntılarının veya kendime bela bulduğum insanların benzerlerini kendilerine bulmayı başarırlar. ben bu tip dünyevi gereksizliklere zırlarsam suç olur. onlar ağlarsa dünyanın en normal duygusal depreşimi olur.yaşadıklarını bana anlattıklarındaysa şu cümleyi eklemeleri beni acı acı gülümsemeye zorlar:

"ne demek istediğini şimdi anlıyorum"

ben devamlı birşeyler demeye çalışıyorum insanlarsa devamlı at gözlüklerini beyinlerine takıp kapasite yetmeyince götleriyle düşünmeye çalışıyorlar.

bu durumda ben mi manyak oluyorum..
evet!!
ben ne kadar manyaksam beni manyağa çeviren bu insanlar da o kadar gerizekalı.

beni deliye çeviren ayrı bir meseleyse beni prezervatif gibi kullanıp atan bu elemanlar mutlu bense bu saçmalıkları düşünmekten kurbanım.

"düşünme"

o zaman şu gerizekalılardan ne farkım olur?

13 Haziran 2009 Cumartesi

anatomik ritüeller

zavallı kız çıplak vücuduna bakar.
teni 4metrekarelik tuvaletin milimlerini aydınlatan ışıklarca parlatılmıştır.
bakarak bile anlayabilirsin yumuşaktır o vücut, bir öpücüklük yakınlıkta durduğunda görebileceğin minik tüyler dokunuşları eşsiz kılabilir. kendini hayal edebilirsin o kıza dokunurken. parmaklarını düşünebilirsin kızın karnında yukarı aşağı hareket ettirirken.
nefeslerini hissedebilirsin kızın göğsünü ciğerlerine kopan rüzgarın etkisiyle inip kalkarken görebilirsin. bakarak yaşarsın o fırtınaları. bakarken koparsın o fırtınalarda. ama sen daha fazlasını beklersin. sen beklersin.
o seni bekler.
o seni çağırır görebilirsin onu.
gözleri olanlar baksınlar der biri artık ölü.
ellere bakarsın bahane olsun diye kızın. eller kalçaların yanında sarkmış dururlar. gevşektirler.
sen gevşek değilsin.
gözlerin bir o ele bir o ele gider.
bahanendir bu.
ateşini tadacağın en güzel günahındır bu.
gözlerin bir oraya bir oraya gider. ne oluyor anlayamazsın gözlerinden yaşlar boşalır. yaşlar kıza akar. yaşların kızın olur.
kız yaşlarını siler. yaşlar parmakların olur. kız emer parmaklarını. tuzu hisseder suyu hisseder. kaynaşır onunla. zevk alır bir an gözyaşını yutmakla.
ama sonra üzülür bu hüzne. nedir bu kırgınlık anlayamaz. bu darbeler neden oldu anlayamaz. bu acı neden geldi üstüne çöktü neden ezdi onu anlayamaz.
kollarındaki bu mor parmakları anlayamaz.
bacaklarındaki kahverengi lekeler anlamsızdır.
ya bu yüzündeki ince minik kesikler.
boğazındaki kırmızı mor karışımı şerit bunlar da ne anlamaz.
saçlarını kesmesi gerektiğini düşünür kız omuzlarına kadar.
omuzlarına değecek ama daha kısa değil.
vücuduna bakar kız lekeler onu rahatsız eder.
üstüne akmış her beyaz kan onu rahatsız eder.
onun o an ihtiyacı olan tek şeyi yapar:
ıslanır
temizlenir...

12 Haziran 2009 Cuma

Charlie

Charlie'nin melekleri vardır üç tane.
Charlie'nin başka hiç birşeyi yoktur.
Charlie'nin elinde arkadaşı yoktur.
Charlie kimseye güvenmez.
Charlie kimseye inanmaz.
Charlie paranoyaktır.

Charlie aslında bir yılandır.
Charlie zehirli bir yılandır.
Charlie kendini ısırır.
Charlie kendini zehirler.
Charlie kendi mi seçmiştir peki bu yaşamı ?
Charlie'yi yaşam mı zorlamıştır böyle olmaya?
Charlie yaşamı kendini böyle zorlamasına mı zorlamıştır yoksa?

Charlie yeşil ve mavi kombinasyonunu sever.
Charlie suyu sever.
Charlie yağmuru sever.
Charlie boğulmayı sever.

Charlie havayı sevmez.
Charlie'nin kaderi havada boğulmaktır asla bilmez.

Charlie eskiden birini severdi.
Charlie onu sevmekten vazgeçtiği günden beri insanları sevmekten vazgeçti.
Charlie artık sevemiyor.
Charlie kendini ısırıyor.
Charlie zehirleniyor.
Charlie yaşarken ölüyor.
Charlie ölürken yaşadığını hissediyor.
Charlie'yi işte bu boğuyor.
Charlie'yi buraların havası boğuyor.

Charlie darbelenir.
Charlie ıslanır.
Charlie debelenir.
Charlie boşuna kulaç atar, en nefret ettiği yerdedir.

Charlie uyuyamaz.
Charlie uyusa uyanamaz.
Charlie çok isterdi uyanamadığında yüzmeyi.

Charlie bir kumsal hayal ederdi kumları sıcak, sola baktığında orman sağa baktığında güneş ki yok olacak.
Charlie soğuğu sever kendisine benzediğinden.
Charlie kumlara uzanır hayalinde.
Charlie duyar yaprakların hışırtısını, suların ayaklarını yalayışını.
Charlie'ye aşık rüzgar saçlarını okşar onun.
Charlie'ye şarkı mırıldanır sular o uyuyuncaya kadar.
Charlie yalnız uyur hayalinde o güzel dünyasında bir daha uyanmamak üzere.

İyi uyu Charlie..

10 Haziran 2009 Çarşamba

Hayat üzerine..

Kimsenin kimseyi kaybetmediğine çünkü kimsenin kimseye sahip olmadığına ikna oldum. İşte bu özgürlüğün gerçek deneyimidir: Dünyadaki en önemli şeyi elinde tutup ona sahip olamamak.

(Paulo Coelho)

Çevrenize baktığınızda sahip olup olamadıklarımıza yanıyoruz. Daha fazlasını istiyoruz hep. Çevrenize kıskançlıkla ve beğenisizlikle bakmadan önce şunu düşünün: Ne o ne de siz gerçekten bunlara sahip değilsiniz, sahip olamayacaksınız.
Kaçınılmaz olan gelip çattığında neyi elinizde tutacaksınız..?